"insan yaşamı ahmaklığa mahkûmdur"

 "niye benimle bir şey paylaşmıyorsun" diye sordu adam. kadın, ince parmaklarının arasına sıkıştırdığı sigarasından bir firt çekti, ve perdelerin ardına doğru üfürdü. adam masanın sağ köşesinde bulunan çerez tabağına uzandı, ağzına bir adet tuzlu fıstık attı. kadın adamın dudağını izlemeye başladı. çerezi yerken çıkardığı sesleri dinledi. adam bir çerez daha attı. elini kumandaya doğru yöneltti, televizyonda takip ettiği dizinin sesini kıstı. eşine doğru döndü. bir gözü hâlâ sesini kıstığı dizideydi. kadın, gözlerinin içine baktı. çerezlere baktı. sigaraya baktı.

adam tişörtünün altından sıyrılan atletini kaldırdı. kıllı kalça üstünü kaşıdı. kadın kitaplığına baktı. gözüne lale müdür takıldı. televizyondaki diziye kaydı gözü, kıllı kalça üstünü kaşıyan eşinin eline baktı. 

sigarasından bir fırt daha çekti. ayağa kalktı. eşinin yanına oturdu. tişörtünü kaldırdı. kıllı kalça üstüne doğru üfürdü. 

ve perdenin ardındaki gerçeklik açığa çıktı.

Son bulmalı-mıydı-ydı-mı?

Uyandı. Eli sigarasını aradı. Sigarasında tek dal bile kalmamıştı. Doğruldu, aynanın karşısına geçti. Saçları dağınık, sakalı biçimsiz, gözleri pörtlek ve mordu. İyi görünmesini beklemeyerek geçtiği ayna karşısında bir nebze olsun iyi görünmek adına dişlerini fırçaladı. Sigara almak için yola koyuldu. Canı Camel çekiyordu. Camel’ın özel bir tütün olduğuna olan inancı artmıştı. Bakkala girdi, selam verdi. Sesinin çok çatallı ve kalın olduğunu duydu. Büyüdüğü aklına geldi. Yüzünü kontrol etti, sakallıydı. Saçları gözlerinin önüne geliyordu. Babası saçını uzatmasına izin vermezdi. Ama uzundu. Büyüdüğünü anladı tekrardan. Bir Camel istedi. Abi demedi sadece Camel dedi. Büyüdüğünün farkına varmasa abi diyecekti. Büyüdü. Ve sadece Camel dedi. Adam sigarayı uzattı. Paketin üzerinde yazan “sigara içen erken ölür” ifadesine gözü takıldı. İnşallah diyecekti, uzun yıllar önce duayı bıraktığının farkına varmıştı. Umarım deyip geçiştirdi. Parayı ödemek adına elini cebine attı. Cebinde bir fotoğraftan başka bir şey yoktu. Adama baktı sonra yazıya baktı. En sonunda kaçtı. Arkasından dur denildiğini duydu. Bu kelimeyi uzun zamandır duymamıştı. Kendisine söylenmesi daha özel hissettirdi. Çünkü hayatında ona 3 defacık dur denseydi, o Camel içmez ve duayı bırakmazdı.

sen söyle, kulağım sende

her hareketimiz bir amaç uğruna gerçekleşir değil mi? sen de şu an bir amaç uğruna bunları okuyorsun. peki beklentini karşılayacak mı? açık olalım, bunun kararını ancak sen verebilirsin. bu okuduklarının zihnindeki varlığı konusunda bizlere bir şeyler söyleyeceksin. berbat bir yazı olduğunu düşünürsen, bunu ancak “berbat, kötü, iğrenç veya bok gibi” gibi kelimelerle tanımlamak zorundasın. zihninde canlandırdığı portreyi bizlere anlatmak adına kelimelerle sınırlandırmak zorundasın. peki ya kelimeler bunu karşılamıyorsa?