varlığımız yegane bir hisle eş değer tutulabilir mi, bilmiyorum. fakat ben eş değer olma ihtimali üzerinden konuşacağım.
aslında hepimiz gerçekleşme ihtimalini bildiğimiz hâlde gerçekleşen olaylara karşın, tepkimizi sunarız. hayatımızda gerçekleşmesini umut ettiğimiz her ânı canlı bir kişi bağlamıyla varlığını sürdürür. yani başlıca umut ettiğimiz şey varlığımızdır. hayatımızı sürdürmek [ölmemek] biz insanlar için büyük bir önem taşımakta.
umut ettiğimiz ve sonrasında gerçekleşmeyen ihtimallerin bizde bıraktığı burukluğu hatırlamaya çalışalım. yaşam süremize kıyasla kısacık olan bu süreyi aştıktan sonra tekrardan bir umutla can buluyoruz. neşe, haz, nefret, cinsellik vb.
sanırım burukluğumuzu bu kadar kısa sürede atlatmamız biz insanların bir ahmaklığı. umuda müptelalığımız da bunun cabası.
aklımı kurcalayan tek soru şu; (bu kadar yazmamın tek sebebi de bağlamı kavramanazdı. yani ben soruma cevap arıyorum. bir bilen çıkarsa memnun olurum.) ölüm tehlikesi atlattıktan sonra niçin bir burukluk yaşamıyoruz da, daha güçlü bir şekilde hayata bağlanma ihtiyacı güdüyoruz?