Manifesto

Krallar çağı bitti, ideolojiler çağı bitti, uluslar çağı bitti. Ne devrimciler, ne meczuplar geldi geçti. Şimdi önümüzde doymak nedir bilmeyen semirmiş bir aygır duruyor. Buna sistem diyoruz. Kendi karnımızı doyurmak istiyorsak önce aygıra midesini tatmin edecek bir pay vermemiz gerekiyor; aygıra sunacağımız bir pay bulamadığımızda ise köle olmaktan başka çaremiz kalmıyor. Yani ya öleceğiz ya sıtmaya razı olacağız. Bu durum kimlerin işine geliyorsa insanları midesizce sömürenler de onlar oluyor. Şimdi sorulması gereken yegane soru şu: Dünyada paranın karşılığında yücelteceğimiz ne kaldı? Bunun yine yegane bir cevabı var: Şiir. Niçin şiir? Şiir nedir, neyi cem eder, nereye dokunur, nereden geçer? Önce bunu kavramış olmak lazım. Nizar Kabbani şöyle diyor:

"Dostlarım başkaldırmıyorsa, neye yarar şiir? Azgınları ve azgınlıkları yıkmıyorsa, neye yarar şiir?
Zamanı ve mekânı sarsmıyorsa, neye yarar şiir? Satrapların başındaki tacı yere çalmıyorsa, neye yarar şiir?"


Şiirinin neye yaradığını bilmek için şiiri inşaa etmem gerekmiyor. Şiiri yalnızca yazabilen değil, şiiri hakkıyla okuyabilen de şairdir. Biz haysiyetimizden uzaklaştığımızda bize, insanlığa "dikkat et" diyen bir şair muhakkak vardır ve hedef gösterir. Metin Eloğlu bunu şiirle yaptı:

"Ense köküne vur bir odun
Yüzükoyun kapaklansın deyyus
İnsanını hor gördüğü
Somununu haraca kestiği
Bağımsızlığına diş bilediği
Şu toprağı öpsün."


Biz şurda ne idüğü belirsiz iki-üç adamız. Bu gençler ne böyle koca koca laflar ediyor diyorsunuz belki. Pek tanıma gelecek adamlar değiliz. Bizler de kendimizin ne yaptığını pek bilmeyiz aslında. Mesai saatlerinin bir ân evvel bitmesi için dualar ve küfürler ederiz. Toplanmak için vakit kollar, tütünden murdar olmuş ciğerlerimizin sınırlarını yoklarız. Kim olduğumuzu anlamak size ne verir bilmiyorum. Ne diyebiliyoruz, ağzımızdan çıkan cümlelerin altından çok mu sular aktı? Kimin umurunda! Bir mevzuyu çok konuşmak, onu aştığımız anlamına gelmiyor ki. Şiir hala aşamadığımız, bâkir bir mecra. Nitelikli eserlerin bir araya getirildiği bir mecra inşa etme gereği duyduk. Bu cesareti kendimizde gördük. Nitelikli yazarların yahut adaylarının bu çöplük yüzünden sıyrılıp farkedilememesinden ızdırap duyuyoruz. Her haklı davanın veya gayenin amacına ulaşmasında siz okurların rolü büyük. Bunun farkına varmanızı arzuluyoruz.

Defaatle Yayın Ekibi

Sükuneti boz

Görüş belirt