...Bir masaya oturdu, sormadan çay verdiler ya da sordular da Yusuf duymadı. Ağır hareketlerle sigarasını sardı, düzeltti, yaktı. Kafasını kaldırıp çay bahçesindeki masalara baktı. İnsanların en kıymet verdiği insanlara vakit ayırdığı Pazar gününe odaklandı.
Yusuf'a göre tatiller 'Çok muhabbet tez ayrılık getirir' ata sözünün vücut bulduğu günlerdi. Sigarasını solurken bunu düşündü. Pazar günlerinin ilişki bitirici yönü çırılçıplak karşısındaydı.
Masalar dolusu insanlar, binlerce yıldır uzlaşılamayan konuları yeniden ve yeniden tartışıyordu. Sevgili adayları, sevgililer, iş arkadaşları, yeni evliler, eski evliler, ortak hobili insanlar, okul arkadaşları, çocuklu aileler, çocuk yaptığına pişman karı kocalar, istediği ışıklı oyuncağı almadığı için babasına kızgın çocuklar... Tüm ilişkiler doğanın kanunuymuş gibi yıpranıyor, onarılıyor ve öncekinden daha büyük yaralar alıyordu...*
Haftasonları ve insanların birbirine çokça maruz kaldığı boş zamanları, ilişkilerini ciddi ciddi gözden geçirmelerine neden olacak şeylerin yaşandığı zamanlar.
Çünkü insan sevdiği insanlar hakkında bilmedikleri konularda iyimser tahayyüllerde bulunuyorlar. Ancak gerçekten uzun süre yanlarında olduklarında bilmedikleri yanları hakkında tarafsız bir görüşe sahip olabiliyorlar. Bu düşüncelerime dayanarak çoğu ayrılığın (romantik yahut diğer) haftasonlarında ya da tatillerde gerçekleştiğini düşünüyorum. Böylece, insanların birbirine çokça maruz kaldığı dönemlerde, sevdiklerimize daha dikkatli davranmakta fayda var.
Haftasonu ve tatillerde bile birbirleri hakkında öğrendikleri yeni şeylerden dolayı öfkelenmeyen, tartışmayan insanlar çok doğru bir ilişki ve iletişim içindedirler. Sahip çıksınlar sevdiklerine.
*Yukarıdaki alıntı, yaklaşık bir yıldır üzerinde çalıştığım bir roman dosyasından.
Sükuneti boz
Görüş belirt